5 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Metal müziğin tarihçesi

  1. #1
    Yasaklı
    Durumu: neredo çevrimdışı
    Üyelik tarihi: Nov 2010
    Yaş: 30
    Mesajlar: 1.411
    Beğendiği Mesajlar: 273
    367 Mesajına 497 beğeni yapıldı.

    Standart Metal müziğin tarihçesi

    arkadaşlar oldukça uzun bir yazı oldu kusuruma bakmayın.

    Heavy Metal ortaya çıkışından, günümüze kadar her dönemde, birçok kişi ve kuruluş tarafından yanlış bilinmiş, yanlış bilgilendirilmiş ve yanlış anlaşılmış bir müzik türü olmuştur. Ne yazıkki bunun sebebi, dinleyenlerin büyük bir kısmının ve medyanın konuyu yanlış ele alıp genele yanlış iletmesidir. Heavy Metal'e saldırma ihtiyacı hisseden bazı insanlara karşı, bilinçsiz ve duygusal bir savunma yerine, geçmiştede ele alınmış bu konuyu, hem bir cevap niteliğinde, hem de Heavy Metal'in geçmişini merak edenlere bir kaynak niteliğinde bu yazıyı derlemeye karar verdim. Bu hafta başlayacak olan diziyi sonuna kadar takip etmenizide ısrarla tavsiye ederim.
    Heavy Metal ne zaman başladı ? Buna "Herşey Black Sabbath' la başladı" diye kısa bir cevap verebiliriz. Ama bunun öncesinde ilk kıvılcım nerden geldi kimin tarafından geldi bir göz atmak gerekiyor. Evet, ilk kıvılcım "The Kinks"in ,"You really got me" ve "Who"nun "My generation"ıydı. İlk Heavy Metal yıldızı ise 1965 yılında "The Spiders" grubuyla çıkan 34 yıllık efsane Alice Cooper'dı. Yinede Heavy Metal gerçek çıkışını 1967'ye kadar gerçekleştiremedi ve Alice Cooper 'ın 1971'deki "Love ıt to death" albümüne kadar popüler zihniyetin dışında kaldı.
    1966'larda rock dünyası hala "Yaz Aşkı"(Çiçek Çocukları)'ının gölgesindeydi. Ama beklenen devrim "Steppenwolf"un "Heavy Metal Thunder" parçasında söylediği gibi dünyayı sallamaya başladı. Cream,Jimi Hendrix Experience, Led Zeppelin, Vanilla Fudge, Iron Butterfly, Grand Funk Railroad, Free, Uriah Heep, Mountain, Humple Pie, Bloodbock, Black Widow, Cactus ve Black Sabbath, 1966 ve 1970 yılları arasında birer birer ortaya çıktılar. Köklerini Rock'N'Roll, ve Blues'dan alan bu sert müzik "Yaz Aşkı" rehavetinden sıkılan gençlik üzerinde giderek etkisini arttırmaya başladı.
    Cream ve Jimi Hendrix Experience, Heavy Metal'e ticari profili getiren ilk gruplardandır. Efsanevi Eric Clapton ilk üç kişiden oluşan grubunu kurarak ,"Sunshine of your love" ve "White room" parçalarıyla piyasaya giriş yaptı. Dört albüm ve iki yıldan sonra "Cream","Rush" ve "Van Halen"la birlikte ağırlıklarını rock dünyasında hissettirmeye başladı. Efsanevi Jimi Hendrix kendisine özgü gitar sound'uyla süslediği iki albümü "Are You Experienced?" ve "Electric layland", Janis Joplin ve Doors'u ilah gibi gören binlerce dinleyiciyi balyoz gibi dagıttı.
    Bu arada yeni gruplar Foghat, Bad Company, Budgie, UFO ve Status Que sound'larını sertleştirirken, 1973 yılında Heavy Metal'in kralları Led Zeppelin, Deep Purple ve Black Sabbath, diğer grupları gölgede bıraktı. Teknik güçleri, şarkılardaki üstün kompozisyonları daha önce görülmemiş hırs ve tutkuları ayrıca o zamanların en sert müziğini yapmaları, bunun doğal sebebiydi. İşte bu sıralarda Heavy Metal'in satanik imajıda harkulade sahne show'larıyla ön plana çıktı.
    Satanik imaj, iki İngiliz grubunun öncülüğünde ortaya çıktı; Black Sabbath ve Led Zeppelin. Jimmy Page, gerçekten güçlü bir satanik kişiliğe sahipken, Black Sabbath'ın lirikleri, şarkıların temaları doğrudan ökült ve mistik öğelerini içermekteydi.Ama siyah pelerini, taşıdıgı mum ve şamdanıyla Ozzy Osbourne hayranlarına korku saçıyor ve yol gösteriyordu.
    Sahne show'larında ise Led Zeppelin'in iki saatlik "Rock tıll your drop" ve Alice Cooper'ın Boa Yılanı taşıyan kadın show'u daha sonra bir çok grup tarafından taklit edilmişti.
    Heavy Metal'in bu ilk yılları, bir çoklarınca öncü olmasından dolayı, en iyi zamanları olarak tanımlanır ve şüphesiz Heavy Metal tarihinin en içten zamanları olarak bilinir ve kabul edilir. İşte Led Zeppelin belkide en popüler grupların başında gelmektedir; klasik parçaları "Black Dog" ve Arap müziği havasında, Arap teması üzerine kurulu "Kashmir"in yanı sıra Reggea ve Folk müziğinden oldukça dahiyane sentezleriyle müzik dünyasına adını altın harflerle yazdırmıştır. Efsanevi parçaları "Stairway to heaven" bugün hala birçoklarının raflarında ön sıralardadır.
    Ancak Heavy Metal'in gerçek ruhu 1970'lerde Black Sabbath'ın sahne almasıyla ortaya çıkar. Tonny Iommi'nin karanlık ve lanetlenmiş müzikal liderliğinde Ozzy Osbourne, Bill Ward ve Geezer Butler'in klasik parçaları "N.I.B.","Paranoid","Children of the grave", tema olarak başta Metallica ve Corrosion Of Conformity olmak üzere bir çok grupta görülmektedir. Bu arada vokalist Rod Evans ve basist Nick Simper aralarına bir başka ilah olan Ritchie Blackmore, Jon Lord ve Ian Gillan'ı alarak uzun yıllarca bir çok dinleyiciyi fethedecek Progresiv Rock adını verdikleri, rock'ın temel taşlarından Deep Purple'ı kurdular.
    1970'lerin ortalarında altı yeni grup sahne ışıklarının altında yürüdüler; Judas Prıest, Thin Lizzy, Queen, Aerosmith, Kiss ve Blue Öyster Cult. Judas Priest'in iki gitaristle çalışması yaygınlaşırken, Aerosmith'in Blues, Sex ve Uyuşturucuyu metalin içine sokması dikkat çekti. Thin Lizzy'nin stil ve estetiği, Queen'in deneysel cesareti ve inanılmaz melodileri ve Kiss'in, Alice Cooper'ın başlattığı devrimsel, sanatsal sahne show'ları Heavy Metal'in içine girdi. Blue Öyster Cult ise 1980'lerde kaybolmadan önce 1960'larla 1970'lerin bir uyum içerisinde kaynaşmasını sağlamıştır.
    İşte Heavy Metal'in dalları yerlerini sağlamlaştırırken, bazı gruplarda, ileride oldukça popüler olacak sert Progresive Rock'ın temellerini atıyordu. Pink Floyd, Genesis Heavy Metal camiasında yer bulurken Jethro Tull, King Crimson, Yes gibi gruplarda nispeten yumuşak tarzlarıyla "Aqualung","Heartof the sunrise" ve "21st century schizoid man" gibi klasik parçaları ortaya çıkarttılar. Ama yine de hiç biri karmaşık yapılı şarkıları, çift sesli melodileri, yüksek teknik ve virtiözik stilleriyle Progresive Metal'i Rush kadar iyi sunamadılar. İlk albümleri "Fly by nıght" albümünde müzik ve şarkı sözlerindeki eski hırslarını Progresive tarzda bırakmışlardı. Bu değişim daha çok "A farewell to kings" ve "Hemispheres" albümlerinde çok net anlaşılmaktadır. Diğer bir çok Progresive gruplar Emerson Lake And Palmer, Focus,Asia ve Marillion Heavy Metal'le flört etmesine rağmen zaman içerisinde kayboldular.
    1970'lerin sonlarında talihsiz bir şekilde durgunlaşma oldu. Kiss ticari kaygılardan eski etkileyiciliğini kaybederken Aerosmith, Thin Lizzy ve Black Sabbath, uyuşturucu yüzünden kendi mezarlarını kazıyorlardı. Deep Purple kişisel sebeplerden sönerken, Led Zeppelin davulcuları John Bonham'ın ölmesiyle dağıldılar. Bu dağılma diğer grup elemanlarının aldığı kararla oldu. Led Zeppelin, John'suz olmaz diyerek bir daha toplanmamak üzere dağıldılar. Fakat sadece Judas Priest ve Queen insanları peşinden sürüklemeyi hala başarıyorlardı. Sadece eski gruplar ölmüyordu, yeni çıkan gruplarda o eski şanlı günleri bıçaklıyorlardı. Sadece bir kaç grup Heavy Metal ateşini sürdürmeye çalışıyordu. Bon Scott'un cehennemi çığlıkları, gitarist Angus Young'ın sitiliyle AC/DC ve Rush bu grupların başında gelmekteydi. Amboy Dukes'ün eski elemanı Ted Nugent , Cat Scratch Fever ve Double Live Gonzo gibi yan projeler, yetmişlerin sonlarındaki nadir Heavy gruplarıydı. Ronnie James Dio'nun kişisel nedenlerden dolayı ayrılışıyla , Blackmore's Rainbow' da 1980'lerin başında yıkılan enson Heavy Metal deviydi.
    Ondan sonra metalin, kardeş müziği Punk, rock dünyasını zamansız bir ölümden kurtarmak için sahneye çıktı. Ancak kendi enstrümanlarını çalabilen , Faşizme, kendi hükümetlerini ve temelde günlük hayatı protesto edebilen bir kaç grup, kaba sahne soytarılıklarıyla, üç akorluk parçalarıyla ve öfkeleriyle dikkatleri üzerlerine çektiler. Punk fırtınasının ilk temsilcileri Iggy And The Stooges, MC5 ve New York Dols sayılabilir. 1960'lar ve 1970'li yılların, başlarında , Sex Pistols, Ramones, The Clash, The Dead Boys, U.K.Subs, The Misfits, Crass, The Exploited, The Gloomy, Amebix Banshees ve The Plasmatics gibi nispeten az tanınmış gruplar Punk fırtınasını dünyada estirdiler.
    Punk'ların , Punk-Heavy Metal olayına en büyük katkısı, toplumdaki yanlış olaylara protestolarıydı ( Chıldren of the grave ve War Pigs şarkılarında Black Sabbath'ın işlediği konuların yansımasıydı belkide).
    Punk'ın en önemli üç grubu Iggy And The Stooges, Ramones ve Sex Pistols'du. Bunlardan ilki Iggy Pop'un grubuydu. Şaşırtıcı sahne show'ları, çok enerjik on-onbeş dakikalık parçaları ve vahşi hareketleriyle dikkati çektiler. İkincisi Ramones'di. Ramones zamanına göre son derece korkusuz, şarkılarıyla, yakın dönemdeki , Red Hot Chili Peppers gibi grupların kurulmasına öncülük etti. Ve son olarak belkide tüm zamanların Punk-Rock grubu Sex Pistols; Grubun başlangıcı oldukça ilginçti, Malcom McClaren'in Rock'N'Roll'dan önceki herşeye karşı olan projesiyle başladı herşey.
    Daha sonra bu proje kapsamında iyi bir Punk-Rock grubu kurmayı başardılar. Temel konuları politik protestolar ve alaycı yaklaşımlardı (God Save The Queen, politik protestolara,Sub-Mission ise alaycı konulara örnek gösterilebilir). Ne yazık ki grup Amerika turnesi esnasında kendi kendini yok etti. Basist Sid Vicious, kız arkadaşı Nancy Spunge'yi öldürdü ve peşi sıra aşırı uyuşturucu aldıktan sonra da intehar etti.Bu olay Vicious'u Punk'ın en rezil şehiti yaptı ve böylece Punk-Rock'ın sonu gelmeye başladı. Fakat Punk-Rock'ın bir kısmı 1990'lara kadar underground olarak devam etti.
    Gençliğin gözünde Punk ölürken, başka bir agresif grup güçlü bir etkiyle ortaya çıktı; Motorhead. Motorhead, bugünlerde Thrash/Speed/Power Metal diye bildiğimiz ve ileride Death Metal'e kaynak olacak, her şeyin başlanğıcı olacaktı. Grubun ilk albümü "On Parole"(1976)'da serbest kalmamış gücün ufak bir belirtisiydi sadece. Daha sonra 1970'lerin sonunda ve 1980'lerin başında çıkan "Overkill","Bomber","Ace Of Spades" ve "No Sleep 'Tıl Hammersmıth" gibi albümler,"Pedal-to-the-metal" parçalar içeriyordu (Pedal-to-the-metal: Ağırlıklı olarak gitar pedallarının kullanıldığı parçalar). Motorhead, sadece metal izleyicilerinin ilgisini çekmekle kalmadı, aynı zamanda çok sayıda ateşli Punk hayranının ilgisini çekti. Böylece de Metal'le Punk arasında sonunda Hardcore'un oluşumuna neden olacak bir birlikteliğin başlangıcına işaret etti.Doom MetaL Tarihi

    İlk örneklerine bakılacak olduğunda kimilerine çok garip gözükse de, metal dünyasının ilk sağlam grubu olan Black Sabbath , ilk doom grubu olarak düşünülebilir. İlk albümlerine bakıldığında günümüzün Doom metaline yakın olmasa da gayet agır riffler, yavas ritmler ağırlıklıdır ve bir nevi öncülük etmiştir günümüzün doom metaline. İlerleyen zamanlarda, death vokalin bu ağır melodilere katılmasıyla Doom-death ortaya çıkmıştır ki günümüzde genelde doom deyince bile bu tarz gelir aklımıza.

    70'ler ve 80'lere baktığımızda , Heavy Metal'in ağırlığı tartışılamaz. Gene bu zamanlarda baslar ilk doom hareketleri, fakat o dönem Heavy , Thrash gibi türler altın çağlarını yaşadıklarından , doom metal hep geride kaldı. Bunda özelilkle metal yapan ve dinleyen insanlara yapılan yersiz yakıştırmalar, o toplumun insanı değilmiş gibi yaklaşımlar etkili oldu ve maalesef bu yaklaşım halen günümüzde de devam etmekte. Bu dönemlerde dışlanmış gibi gözükse de doom metal adına pek çok önemli iş ortaya çıktı. Trouble mesela 1979'da kurulmuş olmasına rağmen adını 84'ten önce duyuramamış bu grup, doom adına çok şeyler yaptı. Black Sabbath'ın pek çok özelliğine sahipti müzikleri , aşırı Hristiyan tutumları White Metal olarak anılmalarını sağladı. Sonraları Saint Vitus çıktı ve Doom Metal'e çok büyük katkıları oldu. Grubun lideri Wino , bugün bile doom metalin babalarından kabul edilir.

    86'da ise hala popülerliğini koruyan "Candlemass" çıktı ki Doom metal'de sahip oldukları yeri bilmeyen yoktur. 80'lerin sonlarına gelindiğinde ise "Cathedral" adını duyurdu ve tek kelimeyle dünyaya damgasını vurdu. Bu grubun ilginç yönü ise grubun öncüsü Lee Dorrian önceleri "Napalm Death" üyesiydi ki tarzları birbirine tamamıyla zıt olan Grindcore'dan, Doom'a geçiş pek beklenemeyen bir durumdu.

    90'lara geldiğimizde ise Doom metal'de değişiklikler bas göstermeye başladı. Bunun sebebi de Doom'un artık arka plandan çıkması oldu. Bilinmeye, duyulmaya başlayınca, bu türü yapan pek çok grup ortaya çıktı ve her yeni grup yeni bir özellik kattı bu türe. Özellikle doom-death ağırlık kazandı ve artık Doom deyince aklımıza direk bu tarz gelmekte. Art arda çıkan "Paradise Lost" , "My Dying Bride" , "Anathema" gibi gruplar günümüzün doom metalinin temellerini oluşturdular ve bugüne geldiğimizde doom metal artık metal müziğin vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Ve Doom hala pek çok yeni grupla varlığını sürdürmekte..Tek sorunu ise önyargılar ki bunu da engellemek sanırım mümkün değil. Bu bayık gelen melodiler, böğürtü denen vokaller , yürekle dinlediğinde insan anlayabiliyor orada anlatılmak istenenleri..Yürekle ve cidden hissedilerek dinlenilince anlam kazanıyor Doom metal.. Bazen insanı hüzünlerin en derinine sokuyor ama bazen de huzurların en güzelini hissettiriyor..BlaCK MetaL Tarihi

    Soğuk savaş döneminden başlaması ile batıda insan moralini milletler geçmişlerini överek, tarihte yaptıkları kahramanlıkları sık sık anımsatarak kişilerin milliyetçilik duygularını ön planda tutarak politikalarına alet etmişlerdir. Death Metal'in ritm ve alt yapı olarak tıkanmaya başladığı dönemde black metal daha fazla müziksel tekniğin üstüne yönelmiş ve ağırlıklarını şarkı sözlerine özenmeye vermişlerdir. Uzun kaliteli gitar sololarının üzerine gotik klavye tonları kullanmışlar bunu şarkının sözlerindeki duyguya göre normal vokal yada çığlık vokal veyahut sert brutal vokal ile süslemişlerdir. Zaman zaman bir koro arka alanda yer almıştur.


    Black MetaL
    Black Metal müzik türü, aslında temel olarak uzun yıllardan beri bilinmekteydir, fakat bir ismi yoktu..
    Celtic Frost ve Bathory grupları, bu müzik türünün ilk örneklerini çıkarmışlardı.Death Metal'in klasik gitar, bas gitar, bateri üçlüsüne karşın daha fazla yan enstrüman kullanarak armoni zenginliği yaratıp müziklerinde daha melankolik ve mistik bir hava vermişlerdi.


    Dinleyicilerin oldukça ilgisini çekmesinin üzerine ilerleyen yıllarda Darkthrone, Immortal, Emperor, Burzum, Enslaved, Havahej, Gorgoroth, Graveland gibi gruplar bu misyonu yüklenip müziklerini daha da sertleştirip daha satanik, vampirik ve mistik ögeler kullanmaya başladılar. Özellikle 1991-1994 yılları arasında İskandinavya black metal konusunda nerede ise dünya black metal müziğinin merkezi haline geldi. Emperor,Burzum, Darkthrone ve Mayhem gibi gruplar ön plana çıkıp Death Metal sertliğindeki müziklerini klavye ile süsleyip vokallerinde daha fazla çok seslilik yarattılar. Death Metal'daki klasik brutal vokal olarak bilinen sert yırtıcı vokalin yanında çığlık vokaller ve zaman zaman normal vokal koroları ile süslediler.


    Sanatsal olarak Black metal Death-Metal'den tamamı ile farklı türlerde şarkı sözleri kullanıyorlardı.Şarkı sözleri genellikle kötülük, şeytan ve büyü sanatları ile ilgiliydi. Hatta ileriye gidip "kara büyü" ve "voodoo" büyülerini şarkı sözlerinde kullanmaya başladılar.Şarkı sözlerindeki bu yeni yönlenme bir süre sonra bazı gruplar tarafından daha da değişikliğe uğratılıp, biraz romantik ve doğaüstü olaylara yöneldiler. Senfonik Black Metal türünün doğuşu bu süreçte başlar. Bu tarzda hayatın içindeki stres ve koşturmacaların, paranın, gücün herşeyin gelip geçici olduğu insanların tek gerçeği (" tek gerçek ölüm ") kabullenmesi gerektiği konseptini kullanmaya başladılar.

    Bununla beraber Emperor'un öncülüğünü yaptığı gruplar mistik büyü konularını epik bir şekilde kullanmaya başladı. "I am The Black Wizard, My Journey To The Stars" gibi şarkıları bu türün en güzel örneklerindendir.Epik içerikli mistik şarkı sözlerini, klavye destekli bir müzik ile süsleyip kendilerine ait bir tarz edindiler.Black metalin sert ve keskin ritmleri ile klasik müziğin o melankolik havasını değişik bir harmoni içinde kullandılar ve haklı olarak Black Metal dünyasında ayrı bir yer edindiler.

    Gazete ve televizyonlarda okudukları magazinsel haberleri kulak ardı edip, saçma sapan politik kavgalar, ekonomik sorunlar, dinsel tartışmalardan uzak kalarak müziklerini tamamı ile pagan bir hava içinde yapmaya özen gösteren Black Metal grupları, özellikle tek tanrılı dinleri karşılarına almışlardır. Genelde şarkılarını bir konsept içinde albüm haline getirip piyasaya sürmüşlerdir. Örneğin, Enthroned'un bir albümündeki hikaye şöyledir.





    "Ortaçağ döneminde yaşayan bir adam, rüyasında eğer haçlı sefer ordusuna katılırsa çok zengin olacağını görür ve sefere katılır. Haçlı ordularının yağma, tecavüz gibi dönemlerini anlatan albümün sonunda kişi 5 kuruş parasız evine döndüğünde karısı ve çocuğunun vebadan öldüğünü görür tanrı'ya isyan eder ve kendisini şeytana adar."
    Bu albümün sözlerini ayrıntılı okuduğumda tarihsel içeriklerin birebir doğru olduğunu gördüm. Oldukça destansı bir dilde anlatılmış olan bu albümün sözleri beni oldukça etkilemişti. Ölüm, acı, hırs gibi konuları içeren herhangi bir ideolojik mesaj verme kaygısı taşımayan bir tarz olarak başlayan Black Metali malesef bazı gruplar satanizm, paganizm ve okültizm adı altında kullanıp para kazanma trendine girdiler.





    Dani Filth'in öncülüğünü yaptığı İngiliz black metal grubu "Cradle Of Filth" buna en güzel örnektir. Şarkı konseptlerini çok geniş tutarak, vampirizmden paganizme satanizmden okültizme kadar konuları kullanmış ve çok başarılı bir tanıtım ağı ile t-shirt ve benzeri C.O.F malzemelerinin satışından senelik $160 milyon gibi büyük rakamlara ulaşmışlardır. MTV, Cradle Of Filth için bir belgesel çekmiştir. 4 bölümden oluşan bu belgeseli seyredenler Dani'nin şirin
    görünmek adına ne tür taklalar attığının farkına varmışlardır. Müziksel olarak takdir ettiğim ama kendilerinin söylemlerine ( "Black Metal Dünyasının Kralı" ) katılmadığımı da ifade etmek isterim. Black Metal dünyasında bir Dark Funeral, Emperor,Burzum, Dark Throne'un kattıklarını kimse yadsıyamaz..


    Zaman ilerledikça black metalin alt dallarıda çoğalmaya başladı. Total Black Metal, War Black Metal, Odium Black Metal, Occult Black Metal, Neo Black Metal gibi türler ortaya çıktı. Bunların içinde Neo Black Metali irdelemek gerekir. Daha çok faşist duygularla müzik yapan ve kendi ülkelerini göklere çıkarırken, diğer ülkeleri aşağılayan ilginç bir türdür. Bunun en güzel örneği Finlandiyalı grup Impaled Nazare'dir .
    "Suomi, Finland, Perkele" onların sloganları idi. Burada "Suomi" fince Finlandiya demek. "Perkele" ise eski dönem Fin devlet uygarlığıdır. Yani benzer bir örnekle "Türkiye, Turkey, Göktürk " şeklinde ifade edebiliriz. Daha sonra Impaled Nazare istediğini bulamayınca türünü değiştirip Cyber Punk Industrial Metal şeklinde acaip bir müzik yapmaya başladılar. Bu sırada Norveçte N.S.B.M yani National Socialist Black Metal doğdu. Nazizim yanlısı bu Neo Sosyalist gruplar, şarkı sözlerinde genellikle Adolf Hitler, Ted Kaczynski ve Pentti Linkola konu olarak yer aldı.Burada Şeytan ve Hitler'i özdeştirip ilginç bir tür yarattıklarını ve her ikisininde aynı amaca hizmet ettiğini söylediklerini ifade etmek sizi şaşırtacaktır eminim..



    Death Metal ve Thrash Metal'in tamamı ile duraklamaya geçtiği dönemde iyice güçlenen Black Metal'in en önemli alt dallarından birisi de Senfonik Black Metaldir. Melankolik şarkı sözlerini keman, klavye, yan flüt gibi pek çok enstrüman ile süsleyen bir metal operası yapan bu türün en önemli öncüleri Dimmu Borgir, Cradle Of Filth ve Dark Funeral'dir. Değişik tarzlarda şarkı sözü kullanmalarına karşın müzikal altyapıları birbirinden farklıdır. Cradle Of Filth erotizm ve vampirizm ağırlıklı şarkı sözü kullanırken Dark Funeral tam manası ile satanist şarkı sözleri yapmıştır.[Bir albüm ismi "Teach Children To Workship Satan" yani çocuklarınıza şeytana tapmasını öğretin]...


    Black Metal'i bir başka farklı yapan durum ise genellikle grup üyelerinin yüzlerine makyaj yapmalarıdır. En yaygın olanı bembeyaz boyanan suratın üzerine siyah yada kırmızı, gözlerden, dudaklardan akan kan izi yapılması, dudakların ve tırnakların siyaha boyanmasıdır.Bunun yanında sahnede dekoratif araçlarda kullanıyorlardı. Balta ve kılıç en çok görülen malzemelerdi. Sahnenin kenarlarına konan tabutlar, büyük gothik şamdanlıklar, üzerine pentagram çizilmiş sahne zeminleri gibi . Sahne ışıklandırmasına ve görsel şovlara çok önem verilirdi. Genelde karanlık sahne üzerine vuran flaşör dediğimiz flash ile sahnenin aydınlatılması yada kırmızı bir ışık kullanılması, sahnede sis kullanılması, kollarda ve botların üzerinde çivili bileklikler kullanılması. Bu gibi pek çok görsel şov kullanılırdı. Meraklılarına Dimmu Borgir'in Spellbound şarkısının Dynamo festivalinde çekilmiş kliplerini bulup seyretmelerini öneririm. Ne kadar güzel görsel şov yapıldığının en güzel örneklerinden biridir bu klip...
    1970'lerde Celtic Frost ve Bathory ile başlayan günümüze kadar devam eden black metal müziğinde şarkı sözleri, sahne şovları ve yan enstrümanların bol miktarda kullanılması ile zengin bir içeriğe sahip olmuş zaman zaman gruplar tarafından Satanizm amaçlı kullanılmıştır. Acheron grubunun vokalisti Vincent Crowley aynı zamanda Church Of Satan'ın ("Şeytanın Kilisesi") baş rahibidir. Müziklerini, dinlerini yayma amaçlı kullanmışlardır. Günümüzdeki hala gücünü koruyan black metal, heavy-metal müzik türlerinin içinde en marjinal olanıdır ve aynı zamanda en fazla alt dala, çok renge sahip olanıdır. Özümsenmesi zor, içeriği geniş olan black metal için "satanist müziği" adını koyanlara gülüyor ve birgün onların bu müziği anlayabileceklerini umuyorum...GothiC MetaL'in Tarihi

    Paradise Lost 1991'de "Gothic" albümünü çıkardığında, kimse bu ikinci albümlerinin bizleri yepyeni bir türle 'Gothic Metal'le tanıştıracağını bilmiyordu. Bu albümde "Paradise Lost", doom ve death metallerden elementler kullanıp bunlara Nick Holmes'un erkeksi ve Sarah Marrion'un duru seslerini eklemişti. İngiltere'ye kalsaydı kadın vokaller fazla ilgi görmediğinden bu hikaye burada biterdi elbet. My Dying Bride ve Anathema kadın vokalsiz bu işi sürdürenlerin başını çektiler. (Arada Sarah diye birini kullandıysalar da şu anda kimse nerede olduğunu bilmemekte bu kişinin..)

    Avrupa`nın diğer ülkelerinde durum farklıydı tabii ki. 1992'de Hollandalı grup "The Gathering" Bart Smits`in kükrediği ve Marike Groot`un şakıdığı ilk albümleri "Always..."i yayınladı. 1995`teki üçüncü albümleri "Mandylion"la bir devrim gerçekleştirdiler: Bart kovuldu ve "Anneke Van Giersvergen" tahtı ele geçirdi. Aynı yıl, "Theatre of Tragedy" adlı grup Norveçte ilk albümlerini yayınladı. Albümde "Raymond I Rohonyi" ve "Liv Kristine Espenaes" yine yumuşak kadın ve sert erkek vokali örneklemelerine katkıda bulundular. "Velvet Darkness They Fear" ; grubun 1996 çıkışlı albümü; 1994`te yayınlanan "The Third And The Mortal" demosu "Sorrow" ile birlikte Norveç açısından satır başı sayılırlar. Bu çalışmalarda geleneksel müzikle birleşen sert gitar rifleri hem grupların hem de grupların ürettikleri müzik olan "gothic metal"in daha geniş kitlelere yayılmasını sağlamanın yanısıra ülkeyi de oldukça etkiledi. Netekim Norveçli grupların çoğu röportajlarında "Paradise Lost"un adını ansalarda çoğu hem kendileri gibi Norveçli
    hem de gizemli vokal "Kari Rueslatten" ve grubu "The Third And The Mortal"a da çok şey borçludurlar. Female vokalli, dark metal yapan gruplar Norveçte yükselişe geçerler. İçlerinden biri etkileyici vokalisti yada başka bir deyişle "Attractive Frontwoman" "Vibeke Stene" ile biraz daha yükselir, "Tristania". Takip eden gruplar "Sins Of Thy Beloved", "Madder Mortem", "Sirenia" oldular. Norveç hala "Paradise Lost"un kadın ve erkek vokalleri karıştırma geleneğini takip ediyor fakat bu genellemeye "Madder Mortem" ve "Trail of Tears" katılmamakta. "Trail of Tears" çok sevgili bayan vokali gruptan atıp "Green Carnation"dan "Kjetill Nordhus"u getirdiler.

    Hollanda cephesinde 1997`de ilk albümleriyle "Within Temptation" göze batan gruplardandır. Vokalist "Sharon den Adel" başlarda onların da Paradise Lost`tan etkilendiğini itiraf ediyor. "After Forever", "Autumn" ve "Epica"nın ise aynı yıl "Angels Fall First" albümünü çıkaran "Nightwish"ten etkilendiğini düşündüğünü söylüyor. Finlandiyalı grup Nightwish sırasıyla "Oceanborn" (1999), Wishmaster (2000), "Century Child" (2002) ve "Once" (2004) albümleriyle kendine hatırı sayılır bir kitle oluşturdu. "Within Temtation" ise 2000 tarihli "Mother Earth" albümünün getirdiği başarının molasını 2004`ün sonuna kadar sürdürürken, peşinden pek çok grubu sürüklemeye başlayan Nightwish Avrupa`yı fethetmeye kafasına koymuştu.

    Tamamı Hollanda kökenli olan "After Forever" 2000, "Autumn" 2001, "Epica" ise 2003`te kuruldular. Fakat kurulur kurulmaz "Epica" kendilerine hiçte hoş olmayan "Replica" daha bir Türkçeleştirmek gerekirse "KOPYA" nickname`ini aldı.

    Peki Avrupa`nın geri kalanı? Fransada "Penumbra", Hırvatistanda "Ashes You Leave", İtalyada ise "Lacuna Coil" Avrupada adını sıkça duyuran diğer gruplardandır. Almanyada "Gothic metal" popüler bir tür olmasına rağmen, ülke "Flowing Tears" dışında adı duyulmuş başka gruba evsahibi olmamıştır. Lüksemburgda "Erben der Schopfung" (Daha sonra grubun adını insancıl davranıp "Elis" olarak değiştirdiler), Avusturyada ise Nightwish`in birebir kopyası "Edenbridge" boy göstermiştir
    Konu neredo tarafından (10.06.12 Saat 10:18 AM ) değiştirilmiştir.

  2. neredo adlı üyemizin mesajı 9 defa beğenildi.

    arifm. (05.07.12), Canay D. (03.08.13), m.f.k (05.07.12), MickeyMouse. (24.09.12), nacro08 (10.06.12), r00t (03.08.13), Son666 (03.08.13), TheBeatles (03.08.13), Unknown58 (17.05.13)

  3. #2
    Gitar Dersi Video
    Durumu: arifm. çevrimdışı
    Üyelik tarihi: Apr 2012
    Mesajlar: 10
    Beğendiği Mesajlar: 3
    1 Mesajına 1 beğeni yapıldı.

    Standart

    Çok yararlı bilgiler. Teşekkürler.

  4. #3
    Gitar Dersi Video
    Durumu: smlcnslchk çevrimdışı
    Üyelik tarihi: Apr 2012
    Yer: İzmir
    Mesajlar: 14
    Beğendiği Mesajlar: 0
    0 Mesajına 0 beğeni yapıldı.

    Standart

    Okumak lazım bi ara
    Reserved.
    Aklınızda para, eğitilmiş aptallarsınız.

  5. #4
    Gitar Dersi Video
    Durumu: Canay D. çevrimdışı
    Üyelik tarihi: Nov 2012
    Yer: Denizli
    Yaş: 22
    Mesajlar: 219
    Beğendiği Mesajlar: 151
    17 Mesajına 17 beğeni yapıldı.

    Standart

    çok güzel paylaşım emeğinize sağlık

  6. #5
    Yasaklı
    Durumu: neredo çevrimdışı
    Üyelik tarihi: Nov 2010
    Yaş: 30
    Mesajlar: 1.411
    Beğendiği Mesajlar: 273
    367 Mesajına 497 beğeni yapıldı.

    Standart

    Çok teşekkürler. Yararı olduysa ne mutlu bana.



Hakkımızda

Hızlı Bağlantılar

Sosyal Ağlar

Facebook Twitter youtube